Perşembe , Nisan 24 2014
Önemli Haberler
Anasayfa / Talha Hakan Alp / Herşey Temiz Bir Kaple Başlar
Herşey Temiz Bir Kaple Başlar

Herşey Temiz Bir Kaple Başlar

O gün, ne mal fayda verir ne de evlât. Ancak temiz kalple (kalb-i selim) Allah’ın huzuruna gelenler fayda görür. (Şuara, 88-89)

Kalbine dön, kalbine in. Orayı temizle, sonra kolla. En kıymetli hazinendir kalbin. Varlığının anlamı, hedefi odur. Orayı kirleten insan, varlığına kastetmiştir. Evrenin düzeni insana bağlıdır, insanın düzeni kalbine. Kalbinin ayarı bozulmuş, sahteleşmiş insan sırf kendisini bozmaz, beraberinde bütün evreni bozar. “İnsanların yaptıkları sebebiyle karada ve denizde bozgun çıktı” buyuruyor Rahman Allah (Rum, 41)

Bir kul olarak yapmamız gereken ameller kalpte başlar, bedenlerimizde biterler. Yaptığımız amellerin kalp boyutu Allah’a bakar, bedene düşen boyutu insanlara… Eğer kalbimizde Allah rızası yoksa amelin bir kıymeti yoktur. Sevgili Peygamberimiz “ameller ancak niyetlere göre değer kazanır” düsturuyla bunun altını çizer. Amellerimizin bedenle ilgili tarafında Allah’a ulaşan bir şey yoktur. Milyarlar dağıttınız, binlerce insanı kurtardınız diyelim; faydanız insanlara… Allah burada kalbe bakar; “hepsi senin için Allahım” diyebiliyorsan Allah ona kıymet verir, velev bir çürük fındık olsun…

Kalp dünyasında rakamların hükmü yoktur… Matematik kulun işidir. Evrenin bir hendesesi, bir geometrisi vardır. Her şey bir kader ve ölçü üzere yaratılmıştır doğru; ama sözkonusu Allah olunca rakamlar ve şekiller anlamını kaybeder… Allah azını çok eder samimi ve dürüst bir kalbin. Çoğuna çöp kıymeti vermez kof ve sahteci kalbin…

O halde nedir temiz ve selim kalp? Her türlü art niyetten arınmış kalp demektir. Her tür kötü huydan, hasetten, isyandan ve nefsani isteklerinden arınmış… Kalb-i selim, günah lekesi tutmayan kalptir. Kalbine sahip çıkamayan davranışlarına sahip çıkamaz. Diline sahip çıkamayan da kalbine sahip çıkamaz. Sevgili Peygamberimiz ne güzel söylemişler: “Kulun imanı dosdoğru olmaz, kalbi dosdoğru olmadıkça. Kalbi dosdoğru olmaz, dili dosdoğru olmadıkça…” (Müsned-i İmam Ahmed)

Düzgün iman, düzgün kalpten geçiyor. Düzgün kalp, düzgün ve dürüst dilden geçiyor. Ben iyi bir mümin olacağım, diyen insan iyi kalpli olmalı. İyi kalpli olacağım diyen iyi dilli olmalı. Dili namussuz olanın kalbi de namussuz olur… Onu bunu hor gören, onun bunun kazanımlarına haset eden, aç gözlü, cimri, bencil, korkak ve bayağı kalpler imanı taşıyamaz. Sürekli dedikodu yapan, menfaati için yağ çeken, kulun hatırı için Hakk’ın hatırını rencide eden kimsenin ne kalbinde ne de dilinde namus olmaz. Onun imanı eğik bükük, sakat bir imandır pamuk ipliğiyle zoraki tutturulmuş…

“Allah sizin suretlerinize, bedenlerinize bakmaz. Allah sizin kalplerinize, niyetlerinize bakar” buyuruyor Peygamberler Efendisi. İçinde ne gibi hevesler taşıyorsun? Takıntıların, zaafların ne? Allah katındaki değerin, yerin de o…

Önemli olan Allah için seven ve Allah için nefret eden kalptir. Müminleri seven, kafirlere buğz eden kalp. Çıkarı için değil; sırf Allah için… Önemli olan dünyalık mala, mevkie, ve rahata imrenen değil, Allah adamlarına imrenen  kalptir. Gösterişli yaşantılarıyla artistlerin ve ucuz ünlülerin içinde taht kurduğu, onların istilasına uğramış bir kalp değil, aksine Peygamber ve müminlerin sevgisiyle dolu, onlara uzak olan şeylere uzak duran kalp… Önemli olan erdemli kalptir; affeden, acıyan, lütfeden, sevindiren, daraltmayan, sineye çeken, acıyı kendisine, sefayı başkasına seçen…

“Onlar ki, kendilerinin ihtiyacı olsa bile mümin kardeşlerini kendilerine tercih ederler…” (Haşr, 9)“Allah için seven, Allah için nefret eden, Allah için veren, Allah için esirgeyen kimse imanını tamamlamıştır.” (Ebu Davud) Efendimiz Aleyhisselam insanın bedeninde bir çinem et parçası olduğunu, o düzelirse bütün bedenin düzeleceğini haber verir. O bozulursa bütün beden bozulur. İşte bu kalptir, der Efendimiz.

Kalbine sahip çık, duygularına sahip çık. İsteklerine, özlemlerine, korkularına hakim ol. Duygularına iman ettir. Kalp sürekli değişir. Renkten renge, kalıptan kalıba girer. Bu nedenle ona kalp denmiş. Sürekli inkılab eder, değişir, dönüşür. Bunun için Efendimiz dua eder; “Allahım kalbimi dinin üzere sabit kıl.” Yine Efendimiz kalbi kaynayan kazana benzetir, hatta ondan daha şiddetli olduğunu söyler. Fokur fokur kaynar, yerinde durmaz, taşkınlık gösterir. zaptetmesi güçtür. Kişinin ahir ömrüne bakın, kalp değişir… Efendimiz bir defasında kalbi hasıra, bir kilime benzetir. Nasıl tel tel ip ip dokunuyorsa halı, kilim, hasır, işte kalp de öyledir. Nokta nokta kararır. Kalbimiz fitnelenebilir. Fitnelere karşı korumasız, fitneleri sünger gibi emen kalp kararır. İyilik-kötülük nedir bilemez hale gelir. Ters dönmüş bardak gibidir o, ne döksek boşa gider.

Kalbe gelen fitneler bazen şehvet, bazen şüphe ile olur. Şehvetin ve şüphenin fitnesinden sakınamayan kalp nokta nokta kararır. Şehvetin fitnesi onun hayatını, davranışlarını kirletir. Şüphenin fitnesi ise onun imanını, saflığını kirletir… Bunun için Efendimiz Aleyhisselam şöyle tenbihler: “Benim sizden yana en çok korktuğum şey, karnınızın ve uçkurunuzun şehveti ve arzunun saptırıcılarıdır.” (Müsned-i İmam Ahmed) Yani biri amelde, diğeri inançta sapkınlık…

Bir defasında Allah Rasülü’ne en üstün insanın kim olduğunu sorarlar. Cevap olarak “kalbi mahmûm, dili sadûk olan/ temiz kalpli, doğru sözlü olan kimse” karşılığını verir. Yanındakiler bunun üzerine “doğru sözlüyü biliyoruz, bize duru kalpli olanı anlatın” diye istekte bulunurlar. Allah Rasülü’nün yanıtı şu olur: “Takiy ve nakî (günahsız, lekesiz) kalptir. İçinde azgınlık, kin ve haset bulunmayan kalp.”  (İbni Mace)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>